Önalım (şufa) hakkı kime karşı kullanılır ?

 

T.C YARGITAY
6.Hukuk Dairesi
Esas: 2012 / 14414
Karar: 2013 / 10540
Karar Tarihi: 17.06.2013

ÖZET: Davacı 2. satışa yönelik muvazaa ve kötü niyet iddiasında bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece rayiç bedel üzerinden şufa bedeli belirlenmesi doğru değildir. Mahkemece 2. satış bedeli üzerinden şufa bedeli belirlenerek karar verilmesi gerekir. (6100 S. K. m. 125) (1086 S. K. m. 186)

Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı onalım davasına dair karar, davacı ve davalılardan İ. C. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptaliyle davacı adına tescili istemine ilişkindir.

Davacı, davaya konu taşınmazda paydaş olduğunu, davalılar murisi B. D.’in davaya konu taşınmazda H. D.’na ait hisseleri mirasçılarından toplam 3000 TL bedel satın aldığını, tapuda muvazaa yapılarak satışın 12000 TL olarak gösterildiğini, yasal süresi içerisinde onalım hakkını kullandığını, onalım hakkı sebebiyle davalının payının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise payı 12.000 TL’ye satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davaya konu pay yargılama sırasında İ. C.’ a satılmış olmakla bu kişi davacı vekilinin duruşmadaki talebiyle davaya dahil edilmiş mahkemece davalı B. D. mirasçıları yönünden devir sebebiyle davanın reddine, dahili davalı İ. C. yönünden davanın kabulüne ve onalım hakkının bilirkişi tarafından tespit edilen değere tapu masrafları eklendikten sonra 15.116 TL üzerinden kullanılmasına karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ve tüm davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin ve davalılar B. D. mirasçılarının temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davalı İ. C.’ un temyiz itirazlarına gelince;

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın 3. şahsa satılması halinde, diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının H.M.K.nun 125 (H.U.M.K.186) maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı payı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu sebeple davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Önalım hakkına dair payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan onalım hakkını kullanmasına engel değildir.

Bu gibi hallerde ilk satış bedeliyle 2. satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse onalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeliyle sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde, davacı bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.

Olayımıza gelince; 20.6.2006 tarihinde davaya konu payın davalılar murisi B. D. tarafından satın alınması üzerine davacı tarafından onalım isteminde bulunulmuştur. Bu itibarla davacının onalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ne var ki davalı hakkında 24.8.2007 tarihinde açılan davayla onalım hakkının kullanılması üzerine, davalıların onalım hakkına konu edilen payı, dahili davalı İ. C.’ a 18.3.2011 tarihinde resmi satış yoluyla devrettiği görülmektedir.

Davacı 2. satışa yönelik muvazaa ve kötü niyet iddiasında bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece rayiç bedel üzerinden şufa bedeli belirlenmesi doğru değildir. Mahkemece 2. satış bedeli üzerinden şufa bedeli belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

63 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. özkan özbaş diyor ki:

    tevrat bey merhaba , 4 hisseli olan bir arsanın bir hissesini ( belediyeye ait olan hisseyi)2886 sayılı ihale yolu ile satın aldık.daha sonra hissedar lardan bir tanesi anlaşmadığı için şufa davası açmış.benim sorum şu ihale yapılırken kendilerine belediye tebligat yaptığı halde ihaleye katılmadılar ve satış yapıldıktan 3 ay sonra böyle bir dava açmışlar. kazanma şansları varmıdır .?

    • avtevrat diyor ki:

      Avukatınıza bu soruyu yöneltiniz.Yoksa da avukat tutunuz. DOSYA içeriğini iyi bilen avukat sorunuzu yanıtlasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir