Yangına su dökmeli

cropped-cropped-tvrtlll1-copy.png

BTP Kongresi çözümün adresi

26 Mayıs 2013 Pazar günü Ankara’da Bağımsız Türkiye Partisi’nin 5. Büyük Kongresi yapıldı. Büyük kongreler siyasi partilerin vitrinleridir. BTP Büyük Kongresinde genel başkan Prof. Dr. Haydar Baş, ülke gündemine ilişkin pek çok konuya değindi fakat bu konular arasında “ehlibeyt açılımı” kongreye damgasını vurdu. Bir siyasi parti büyük kongresinde ehlibeyt gibi dini bir konunun konuşulması yadırganabilir. Fakat yadırganmamalıdır çünkü;

Samuel Huntington’un 1988 tarihli “Medeniyetler Çatışması” tezi küresel çaptaki siyasi ayrılıkların, husumetlerin ve sonucunda savaşların temelinde dini, kültürel ayrılıkların olduğu fikri üzerine kurulmuştur. Önünüze dünya küresini alıp ve dikkatle baktığınızda 20-30 yılda savaşlar, işgaller dünyanın hangi coğrafi bölgesinde meydana geliyor ? Bu soruya cevap verdiğinizde gerçeği anlamış olacaksınız. Göreceksiniz ki halkı Müslüman olan Irak,Afganistan,Libya,Suriye’de Halkı hristiyan olan ülkelerin yani batının işgali mevzuubahistir.

Bu çatışma ortamı, toplu insan ölümleri, yaralanmaları; Müslüman ülkelerin yer altı ve yerüstü servetlerinin batıya transferi ile sonuçlanmıştır.

Büyük Ortadoğu Projesi ile birlikte siyasi ayrılıklar direkt İslam ile Batı arasında değil İslam içindeki mezheplerin yani şii-sünni ayrılıklarının körüklenmesi ile çıkarılmak istenmektedir. Bu proje ile İslam dünyasında devletlerin ve halkların birbiri ile çatışması istenmektedir. Bu yeni çatışma kopsepti; “İslam içi mezhepsel savaşların başlatılması” üzerine kuruludur. Bu konseptin mimarı yine batı ittifakıdır. Siyasilerden, dini çevrelerden bu amaca bilerek ya da bilmeyerek teşne olanlar vardır. Esasen bu yöntem batı için daha maliyetsiz ve sonuca kısa yoldan gitmenin bir yoludur. Suriye’deki iç karışıklığı bu açıdan değerlendirmek doğru olacaktır.

Şii ve Sünnilerin bir ve kardeş olduğu tezi üzerine oturan Ehl-i Beyt açılımı Türkiye’miz ve ortadoğu bakımından büyük öneme sahiptir. İster kabul edelim ister etmeyelim ortadoğu büyük bir savaşın merkezi olma yönünde ilerliyor. Esasında 1. ve 2. dünya savaşları batı ittifakının paylaşım savaşları üzerine kurulurken yine bir paylaşım savaşı olan ortadoğudaki yeni çatışma ortamının fikri alt yapısı alevi – sünni çatışması üzerine kurulmuştur. (Yıllardır Esad ismi kullanılırken artık Esed ismi kullanılıyor.)

Şimdi baştaki soruya geri dönelim. Yukarıdaki izahlar karşısında Prof. Baş’ın “ehlibeyt açılımı” yadırganmalı mı ? Elbette hayır. Çünkü bu olayın dini yönü olduğu gibi siyasi yönü de vardır. Prof. Baş, şii ve sünnilerin çatıştırılması oyununu Suriye iç karışıklığı öncesinde görerek 22-23 Ekim 2011 tarihlerinde Bursa’da “Uluslar arası ehlibeyt sempozyumu”nu düzenlemişti. Bu tarihten itibaren 12 İmamın hayatlarını anlatan eserler yazarak, ehl-i beyti bayraklaştırarak; İslam içi mezhepler olan alevi ve sünnilerin birlik olmalarını sağlayacak,en azından çatışmasını önleyecek fikri açılımlar yapmıştır. Artık kimse alevi Sünni kavgası var, Esad, Sünnileri öldürüyor diyemez, derse deşifre olur. Yukarıda değindiğim gibi Ortadoğu’daki kavgaların asıl arka planı batının paylaşım kavgasıdır. Yoksa batı için bir müslümanın Sünni ya da Şii olmasının önemi yoktur. Prof. Baş’ın ehlibeyt açılımı, 1300 yıllık mezhep temelli savaş, husumetlere son verme adına tarihi bir dönüm noktasıdır. Sayın Baş’ın birlik adına attığı bu adım; Bektaş-ı Veli Dergahı’nın postnişini Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin torunlarından Arife Ana’nın adımı ile karşılık bulmuş, tarihte olmayan ve fakat arzulanan bir şey;” Sünni – alevi” kardeşliği kurulmuştur.

Siyasi partiler, iktidar olmanın hesabını yaptığı gibi aynı zamanda içinde yaşadıkları toplumun sorunlarını teşhis ederek; çözümler üretme merkezleridir. İleri görüşüyle Sayın Baş’ın ehlibeyt açılımı meyvelerini vermeye başlamış bu noktada tarihi bir görev icra etmektedir. İktidar ise ehlibeyt yarenlerini katlettiği için tarihte tartışmalı bir isim olan Yavuz Sultan Selim’in ismini köprüye vererek alevilerin, köprünün güzergahı sebebiyle çevre katliamı yaparak herkesin tepkisini çekmiştir. İstanbul’daki toplu ulaşımı sağlayan İETT otobüslerinin rengini, vapurların modelini halkın oyuyla seçen anlayış 3. köprünün ismi konusunda halkın görüşünü almamıştır. Normalde köprüler birleştirmeye yarar; fakat tarihte ilk defa 3.köprü , ismiyle ayrışmaya hizmet ediyor. Bu nedenle aklımıza bunun gibi sorular, şüpheler düşmesi normal karşılanmalıdır.

Bir tarafta “ehli beyti “ bayraklaştırarak birliği sağlamaya çalışan Sayın Prof. Dr. Baş ile en temel vasfı birleştirmek olan köprüye verdiği isimle toplumun bir kesiminde rahatsızlık yaratarak toplumda ayrışmayı getiren Sayın Başbakan arasındaki farkı bu minvalde takdirlerinize sunuyorum.

96 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir