Tebligat Kanun’u ve tüzüğüne aykırı olarak yapılan tebligat usulsüz tebligat olacağından iptali gerekir, bu tebligata bağlanan süreler işlemez.

  • Tebligata bağlanan sonuçlar hukuki anlamda çok ağırdır. Bu nedenle tebligat kanunu hükümleri en ufak ayrıntısına kadar esas ve  şekil yönünden uygulanmalıdır. Yargıtay’ın izahına göre ifade edecek olursak;
  •  Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddelerini farklı şekilde yorumlayarak başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddeye göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davranış Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Hem yasa metninde, hem yasanın uygulanmasını gösteren yönetmelikte ve hem de madde gerekçesinde muhatabın sadece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirilmesi halinde doğrudan doğruya Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bilakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2. maddeye göre tebligat yapılacağı önemle vurgulanmıştır. Adres kayıt sistemindeki adres, tebligat yapılamayacağı açıkça anlaşılan bir adres olmadığı için öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesinde muhatap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işleminin yerine getirilmesi gerekir.
  • Usule aykırı olarak yapılan tebligatın iptali ait olduğu mahkemeye dilekçe ile verilecek aynı zamanda tebligatı aldığı için kişi gerekli itirazlarını sunabilecektir. 22.4.2016

AV. TEVRAT DURAN,İstanbul 

 

T.C. YARGITAY

12.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/29849
Karar: 2016/5793
Karar Tarihi: 01.03.2016
ŞİKAYET DAVASI – BORÇLUNUN USULSÜZ TEBLİGAT ŞİKAYETİNİN KABULÜ İLE TEBLİGAT KANUNU MADDESİ GEREĞİNCE ÖDEME EMRİ TEBLİĞ TARİHİNİN DÜZELTİLMESİ GEREKİRKEN İLE İSTEMİN REDDİ YÖNÜNDE HÜKÜM TESİSİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Mahkemece, borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu’nun maddesi gereğince ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekirken ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

(2709 S. K. m. 36) (7201 S. K. m. 10, 21) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 30)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde; borçlu icra mahkemesine başvurusunda, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin 03.09.2015 olarak düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince usulüne uygun olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddelerini farklı şekilde yorumlayarak başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddeye göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davranış Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Hem yasa metninde, hem yasanın uygulanmasını gösteren yönetmelikte ve hem de madde gerekçesinde muhatabın sadece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirilmesi halinde doğrudan doğruya Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bilakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2. maddeye göre tebligat yapılacağı önemle vurgulanmıştır. Adres kayıt sistemindeki adres, tebligat yapılamayacağı açıkça anlaşılan bir adres olmadığı için öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesinde muhatap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işleminin yerine getirilmesi gerekir.

Somut olayda şikayetçi …adına çıkartılan örnek 7 ödeme emri tebliğ şerhinde “gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup kapalı olması nedeniyle TK. M: 21/2 gereğince Yedi Ocak Mahallesi Muhtarı …..’a tebliğ edildi” ifadesinin yer aldığı görülmektedir.

Şikayet konusu yapılan tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesi gözardı edilerek, şikayetçiye önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan doğruya Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığından usulsüzdür.

Öte yandan Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre de “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 12/02/1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere, beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.

O halde mahkemece, borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.03.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

63 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir