Paylı (müşterek hisse) mülkiyetteki arsa/arazi ortak nasıl kullanılır ? Ecrimisil davaları.

Arsa veya araziler bir kişinin olabileceği gibi hissedarlar  arasında ortak olarak da mülkiyete konu olabilirler. Örneğin belediye mücavir alanı sınırları içinde kalan 10.000 metrekare arsa bir kişinin olabileceği gibi 10 kişi arasında eşit hisselerle paylaştırılmış olabilir. Bu şekildeki paylı mülkiyet, miras yoluyla ya da müşterek mülkiyet ile kurulmuş olabilir. Bu tür paylı ortaklıklarda her bir hissedarın arsanın tamamı üzerinde kullanım hakkı vardır. Bunun sınırı diğer paydaşların hakkına saygı duymak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine göre iyiniyetli olmaktır.

Paydaşlar arasında kötüniyetli kullanım sebebiyle davalar, husumetler çıkmaktadır.

Konunu normatif yani yasal dayanağı ile konuya giriş yapalım.

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 693. maddesine göre: <Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir>. Yani yukarıda da belirttiğmiz gibi , paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekan (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler.

TÜM PAYDAŞLAR KENDİ ARALARINDA HİSSELİ ARSANIN KULLANIM ŞEKLİNİ BELİRLEYEBİLİR. BUNA YASAL ENGEL YOKTUR.

Kuşkusuz, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim, TMK’da, yararlanma hakkının, <diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde> mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir (TMK 693. m.). Kaldı ki TMK’nun 2. maddesi hükmü gereğince de bu sonuca ulaşılacaktır.

Özel parselasyon yani paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her bir olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.

Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaş (davalı), kullanmayan (davacı) haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.

Kötüniyetli zilyet, taşınmazın (nesnenin) haksız olarak alıkonulmasından kaynaklanan tüm zararlardan sorumludur. Paydaşlar arasında tüm paydaşları bağlayan harici taksim sözleşmesi bulunmaz  ve tüm paydaşların çekişme konusu taşınmazda kullanabilecekleri kendilerine özgülenen belirli bir bölüm bulunmazsa kötü niyetli paydaştan ECRİMİSİL, dava yoluyla istenebilecektir. 10.05.2014

AV.TEVRAT DURAN

 

 

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir