Müspet ve menfi zararın tazmini davaları

Ticari yaşamda kar da zarar da vardır. Bu doğal sonuçtur. Bu yazımızda karşı tarafın kusurlu eylemleri ya da sözleşmeye uymaması halinde uğradığınız zarar ele alınacaktır. Bu yazının kapsamı dardır ve ön bilgi vermek için yazılmıştır. İlk olarak zararın 2 çeşidi olan müspet ve menfi zarar kavramlarına ilişkin genel açıklama yapmakta yarar var. Ezcümle menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (HGK’nın 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. 2010/427 K).

MÜSPET ZARAR

Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.

Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zarar mevzuubahistir. 

 MENFİ ZARAR.

Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.

Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, Haluk; age., s. 427). Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.

 Ezcümle menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (HGK’nın 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. 2010/427 K).

 Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (Tandoğan, age.,s. 427-428):

a- Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi,

 b- Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar,

 c- Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar; gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi,

 ç- Sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi,

 d- Başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar,

 e- Dava masrafları (HGK’nın 05.07.2006 gün ve 2006/13-499 E. 2006/507 K).

 

İster menfi olsun ister müspet zararların tazminat davası yoluyla ileri sürülmesi gerekir. Bu aşamada konusunun uzmanı avukat yardımı almanızda fayda vardır. Dava öncesinde de delil oluşturma, durumun belgelenmesi,ihtarnameler,faks,posta,e posta gibi araçlarla anlaşmazlığın kronolojisi kayıt altına alınmalıdır.

İyi çalışmalar.

AV. TEVRAT DURAN

406 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir