Mirastan mal kaçırma davalarında mirasbırakanın hayattayken adil paylaşım yapması’nın etkisi

T.C YARGITAY
1.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 8597
Karar: 2015 / 12938
Karar Tarihi: 10.11.2015

ÖZET: Paydaşlar arasında yapılan taksim sonucunda … nolu parselin M. Ç. adına, … nolu parselin davalı adına, .. nolu parselin ise mirasbırakan adına tescil edildiği, murisin 955 nolu parseli … tarihinde davacı kızı K. A.’a satış suretiyle devrettiği, diğer bir söyleyişle sözkonusu taşınmazların, mirasbırakanın davalıya temlik ettiği taşınmazlar arasında yer almadığı anlaşılmaktadır. O halde dosya içeriğinden ve toplanan tüm delillerden, mirasbırakanın sağlığında tüm mirasçılarını kapsar bir biçimde paylaştırma yaptığı, dava konusu taşınmazları da paylaştırma kastı ile davalı oğluna aktardığı, davalıya yaptığı kazandırmanın kabul edilebilir Ölçüde kaldığı, mirasçılardan mal kaçırmayı amaçlamadığı sonucuna varılmaktadır. Hüküm bozulmuştur.(2942 S. K. m. 10)

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.11.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ö. Ö., Av. N. D. T. ile temyiz edilenler vekili Avukat C. S. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Gamze Ünal tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve pay oranında tescil isteğine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakan anneleri R. Ç.’nın 244, 322, 323 ve 375 parsel sayılı taşınmazlarını 09.12.1975 tarihinde satış göstermek suretiyle davalı oğluna devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında tescile karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, davanın haksız olduğunu, satışların gerçek olup elden bedellerini defaten ödediğini, 33 yıl önce gerçekleşen işlemin ödemesinin banka kanalı ile yapılmasının beklenemeyeceğini, mirasbırakanın davacılara da taşınmaz devrettiğini, davacıların aldıkları yerleri ellerinden çıkardıklarını, çekişmeye konu taşınmazların değerlerinin artması üzerine bu davayı açtıklarını, muvazaa iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairece; “…Mirasbırakanın sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançlar, Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, bu durumda miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı, böylece değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Hal böyle olunca, belirtilen ilkelere göre araştırma yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; mirasbırakanın davacılar ile davalıya yaptığı kazandırmalar arasında çok bariz fark bulunduğu, miras bırakanın sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yaptığından sözedilmesinin mümkün olmadığından davalının denkleştirme savunmasına itibar edilmediği, taşınmazların davalıya temlikinin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan R. Ç.’nın davaya konu 244, 322. 323 ve 375 parsel sayılı taşınmazlarını 09.12.1975 tarihinde satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiği, 1318 doğumlu olan murisin 28.04.1990 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacı çocukları ile davalı oğlunun kaldığı anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; evrak arasına alınan kayıtlardan, mirasbırakanın tüm mirasçılarına taşınmazlar temlik ettiği, dava konusu yerleri de davalı oğluna devrettiği tartışmasız olup, bu durum mahkemenin de kabulündedir.

Ne var ki mahkemece; dava dışı 196, 197, 245, 953 ve 954 nolu parsellerin de mirasbırakan tarafından davalıya temlik edildiği değerlendirilmiş ise de; 196 parsel sayılı taşınmazın evveliyatta M. Ç.’ya ait olup, davalının ‘/i payını bu kişiden edindiği, mirasbırakanla yarı yarıya paydaş iken 26.06.1970 yılında izaleyi şüyu sonucunda taşınmazın tamamına malik olduğu, 197 ve 245 nolu parsellerin ise 1955 tarihinde yapılan tapulama ile davalı adına tespit ve tescil edildiği, öte yandan 953 ve 954 nolu parsellerin ise 90 nolu parselin ifrazından oluştuğu, 90 nolu parselin 2/4 payının M. Ç.. ¼ payının mirasbırakan R. Ç., VA payı ise M. Ç. adına 1955 tarihinde tapulamaya istinaden kayıtlı iken, M. Ç.’ın payını 28.04.1960 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, taşınmazın 29.04.1971 tarihinde hükmen ifrazı ile 953, 954 ve 955 nolu parsellerin oluştuğu, paydaşlar arasında yapılan taksim sonucunda 953 nolu parselin M. Ç. adına, 954 nolu parselin davalı adına, 955 nolu parselin ise mirasbırakan adına tescil edildiği, murisin 955 nolu parseli 09.05.1988 tarihinde davacı kızı K. A.’a satış suretiyle devrettiği, diğer bir söyleyişle sözkonusu taşınmazların, mirasbırakanın davalıya temlik ettiği taşınmazlar arasında yer almadığı anlaşılmaktadır.

O halde dosya içeriğinden ve toplanan tüm delillerden, mirasbırakanın sağlığında tüm mirasçılarını kapsar bir biçimde paylaştırma yaptığı, dava konusu taşınmazları da paylaştırma kastı ile davalı oğluna aktardığı, davalıya yaptığı kazandırmanın kabul edilebilir Ölçüde kaldığı, mirasçılardan mal kaçırmayı amaçlamadığı sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekilleri için 1.100.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, 10.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

(KAYNAK: Av. Necip Değer TOPALOĞLU)

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir