İş Mahkemeleri davalarında zamanaşımı süreleri işçinin alacaklarını kar gibi eritmektedir.

avukat tevrat duran

  1. İşçilik alacaklarının tazmini davaları genel mahkemelerdeki diğer davaların önünde birinci sıradadır. Yargının iş yükü dağılımına baktığımızda işçilik alacakları davalarının görüldüğü Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ndeki dosya sayısı diğer hukuk dairelerinden fazladır. Kararları beğenmeyen taraflar karara itiraz ederek temyiz yoluna başvurmaktadır. Davayı uzatmak,uzlaşma kültürünün olmaması,sürekli itiraz kültürü,yargının taraf itirazlarını karşılamaktan bilirkişi raporunun kopyalanarak kararlara alınması bu nedenle tarafları tatmin etmekten uzak gerekçeli kararları buna neden olmaktadır.  
  2. İşte davaların uzamasının işçilere zararı olmaktadır. Şöyle ki; işçilik alacakları sadece kıdem ve ihbar tazminatı değildir. Bu alacaklarda 10 yıllık zamanaşımı süresi işten çıkma tarihinden başladığından kısa zamanda davalar açıldığından işçiler için pek sorun olmaz. Zamanaşımında özellikle ‘fazla mesai, hafta tatili,şua izni, dini ve milli bayram tatil alacaklarında dikkat edilmesi gerekir. iş kazasına dayalı maddi manevi tazminat davalarında da kazadan sonraki 10 yıl içinde davaların açılması gerekir. Yeri gelmişken işe iade davalarının 1 aylık sürede açılmaması işçinin hak kaybına yol açmaktadır.
  3. İş davalarında biz avukatlar davamızı işçi arkadaşları düşünerek kısmi dava olarak açmaktayız. Her davanın türüne göre burada dikkatli olmak gerekir. Kısmi dava açıldıktan sonra ıslah dilekçesi verdiğimizde davalı işveren süresi içinde ıslaha karşı zamanaşımı def’i ileri sürmesi söz konusu olabilmektedir. Bu savuna teknik olarak def’i olup mahkemece dikkate alınmaktadır. Buna göre ıslah tarihi itibariyle talep konusu alacakların zamanaşımına uğrayan kısımları bilirkişilerce belirlenmekte ve davanın bu kısmı reddedilmektedir.
  4. T.C. YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas:  2016/11575 Karar: 2016/14425 Karar Tarihi: 11.05.2016 ‘Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
  5. Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan hakim tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve kanuni bir engel bulunmamaktadır.
  6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 316/1-d. maddesine göre, iş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Aynı Kanun’un 319. maddesine göre ise, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.’

    Özetlemem gerekirse işçilik alacaklarının zamanaşımına uğramadan açılması gerekir.
    TEVRAT DURAN,29.7.2016

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir