Bonodaki kefillikte eşin rızası aranmaz.

Bonodaki kefillikte eşin rızası aranmaz. Bonolarda kefil olarak imza atan aval sıfatıyla imza atmış olduğundan kefil değil aval veren olarak nitelenir, avali düzenleyen Türk Ticaret kanununda özel hükümler olması nedeniyle kambiyo senetlerinde eşin rızasını arayan BK’ nun 584. ve 603. maddeleri uygulanamaz. Bu nedenle bonolarda kefilin eşinin rızası olmadığı için borçlu olmadığı itirazı dikkate alınmaz, bonodaki sorumluluğu devam eder.

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2013/24500
Karar: 2013/34705
Karar Tarihi: 04.11.2013

ŞİKAYET DAVASI – BONO ÜZERİNE KONAN KEFİL İBARESİNİN AVAL OLARAK NİTELENDİRİLECEĞİ – AVAL VERENİN DİĞER BORÇLULAR İLE BİRLİKTE MÜTESELSİLEN SORUMLU OLACAĞI – EŞİN RIZASININ ARANMAYACAĞI – SAİR İTİRAZLAR İNCELENEREK OLUŞACAK SONUCA GÖRE KARAR VERİLMESİ

ÖZET: Bono üzerine <kefil> ibaresi konsa dahi bu, aval olarak nitelendirilir ve aval veren, bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esası olduğundan, bu tür senetlerde imzası olan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur. Bu açıklamalar doğrultusunda Türk Ticaret kanununda özel hükümler olması nedeniyle kambiyo senetlerinde BK’ nun ilgili maddeleri uygulanamaz. O halde mahkemece borçlunun sair şikayet ve itirazları incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

(6098 S. K. m. 584, 603) (6762 S. K. m. 14, 614, 636)

Dava: Yukarıda tarih/ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve/dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Borçlu, alacaklı tarafından hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, sair şikayet ve itirazlarının yanı sıra/bonoda kefil olarak yer aldığını, bononun/keşidecisi olan eşi M. T.’ın kefalete rızası olmadığından geçerli kefaletin bulunmadığını ileri sürerek ödeme emrinin ve takibin iptalini talep etmiş; Mahkemece; BK 584. maddesine göre eşlerden birinin bir borca kefalet vermesinin diğer eşin yazılı rızasına bağlı olduğu gerekçeleri ile itiraz eden borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesine göre; <Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı/doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.>

Somut olayda itiraz eden borçlu N. T. takip dayanağı bonoları kefil olarak imzalamıştır.

6762 sayılı TTK’ nun m. 14/1. maddesine göre; <Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun gibi mesul olur.>

Aval ile kefaleti birbirinden ayırmak gereklidir. Kefalet, fer’i nitelikte olmasına karşın, aval bağımsız ve asli bir nitelik taşır. Aval veren, lehine aval verilenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini defi veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez. Oysa kefil, asıl borçluya ait kişisel defilerden yararlanabilir. Kefaletin, mutlaka asıl borç senedi üzerinde gösterilmesine lüzum olmadığı halde, aval şerhinin mutlaka poliçe, bono veya alonj üzerine yazılması gerekir.

Bono üzerine <kefil> ibaresi konsa dahi bu, aval olarak nitelendirilir ve aval veren, bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur (TTK. 614). TTK’nun 636. maddesi hükmü gereğince kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esası olduğundan, bu tür senetlerde imzası olan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur. Bu açıklamalar doğrultusunda Türk Ticaret kanununda özel hükümler olması nedeniyle kambiyo senetlerinde BK’ nun 584. ve 603. maddeleri uygulanamaz. O halde mahkemece borçlunun sair şikayet ve itirazları incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

You may also like...

2 Responses

  1. Huseyin diyor ki:

    Şirket kredi kartına kefilim ama eşimin rızası yok imzası da yok mahkeme yoluyla kefillikten dusebilirmiyim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir