3600 gün 15 yıla dayalı olarak işi bırakırken yanlışlık yapan işçi kıdem tazminatı alamaz.

3600 gün ve 15 yıl sigortalı olma koşullarını taşıyan işçi her halde tazminat alamaz. İşçinin bu hakkını kullanması MK 2.maddesinde düzenlenen iyiniyetli şekilde ve usulde olmalıdır. Bu hakka sahip olan işçi hakkını hukuka uygun ve usulde kullanmazsa kıdem tazminatına hak kazanamaz davası reddedilir.

Bu nedenle avukatınızla birlikte bu süreci yürütmeniz gerekir. 11.10.2016

cropped-av.tevrat-duran-logo-1-.jpg

Konu ile ilgili kararı sizinle paylaşıyorum.

T.C. YARGITAY

9.Hukuk Dairesi
Esas: 2014/31116
Karar: 2016/4089
Karar Tarihi: 25.02.2016
İŞÇİLİK ALACAKLARI DAVASI – DAVACININ EMEKLİLİK YASAL KOŞULLARA SAHİP OLMASINA RAĞMEN İŞYERİNDE İŞE BAŞLADIĞI – DAVACININ SÖZLEŞMESİNİ YAŞ HARİÇ EMEKLİLİK KOŞULLARINI TAŞIDIĞINDAN FESHETTİĞİ – KIDEM TAZMİNATININ REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Davacı işçi yasal koşullara sahip olmasına rağmen, önce iş bularak 01.04.2012 tarihinde “….” sicil numaralı işyerinde çalışmaya başlamış, daha sonra ise iş sözleşmesini yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile ….tarihinde feshetmiştir. Davacı işçi Medeni Kanunu’nun .. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Bu nedenle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine aksi gerekçe ile kabulü hatalıdır. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

(4857 S. K. m. 23) (4721 S. K. m. 2) (506 S. K. m. 60, Geç. m. 81)

Dava ve Karar: Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacağı ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmada 23.09.2002-06.04.2012 tarihleri arasında bahçıvan olarak 1.069 TL net ücret ile çalıştığını, sigortalılık süresinin 21 yıl, prim ödeme gün sayısının 4217 güne ulaştığını, yaş hariç emekliliğe hak kazandığını, iş akdini emekliliği hak etmesi nedeniyle haklı olarak feshettiğini, ileri sürerek, kıdem tazminatı, genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının müvekkilleri şirketinde 16.02.2007 tarihinde bahçıvan olarak işe başladığını, akdin sonlandığı tarihe kadar çalıştığını, raporlu olduğu dönemde 01.04.2012 tarihinde dava dışı ….şirketinde işe başladığını, 02.04.2012 tarihinde işe gelmek yerine noterden ihtarname gönderdiğini, ekinde sunulan SGK yazısının tarihinin 16.02.2012 olup, bu tarihte davacının raporlu olduğunu ve ihtarname öncesinde SGK yazısını şirkete sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı şirkette belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı, daha sonra sözleşmesini emekliliği hak etmesi nedeniyle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında iş akdinin feshinin yaş hariç emekliliğe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.

1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bentte, “506 Sayılı Kanunun 60 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle” işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin amacı, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır. İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hakkın kötüye kullanılmadığı sürece işçinin herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılması, kıdem tazminatını hak kazanmasını etkilememelidir. Zira yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır. İşçinin daha sonra bunu belgelendirmesi ve işverene sunması, kıdem tazminatına hak kazanılmasını ortadan kaldırmaz. Ayrıca çalışma hakkı anayasal bir haktır. Davacının ayrıldıktan sonra yeni iş bulması, bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Yasal hakkını kullanan işçinin, ayrılmadan önce ve çalışırken iş bulduğu savunulmadığı sürece bu hakkını kullanması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Bu nedenle iş ilişkisinde de fesih hakkını kullanan tarafın bu kurala dikkat etmesi gerekir. Kaldı ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun fesih hakkını düzenleyen 435. maddesinde bu kuraldan açıkça söz etmektedir.

Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle iş sözleşmesini feshederse doğrudan, yeni işverenin de bazı koşullarda işçi ile birlikte sorumlu olacağı” açıkça düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi yasal koşullara sahip olmasına rağmen, önce iş bularak 01.04.2012 tarihinde “….” sicil numaralı işyerinde çalışmaya başlamış, daha sonra ise iş sözleşmesini yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile ….tarihinde feshetmiştir. Davacı işçi Medeni Kanunu’nun 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Bu nedenle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.

Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.02.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

24 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir