Akıl sağlığı yerinde olmayan kişinin tapuda malını satması

Yaşlılık, hastalık  vb. sebeplerle akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin tapuda ya da noterde bir takım işlemler yapmaktadır.  Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyeti yoktur.

Türk Medeni Kanunun <fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir> biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek <ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.> hükmünü getirmiştir.

<Temyiz gücü > eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek aynı Yasanın 13. maddesinde <yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.> şeklinde açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir.

Türk  Medeni Kanununun 15. maddesine göre , akıl sağlığı yerinde olmayan yani ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesi olmadığı için , kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)

Bir kimsenin ehliyetinin tesbitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, işlemin iptali dava yoluyla mahkemesinden istenmelidir. Bu tür davalarda tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, kullandığı ilaçlar ve reçeteler, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin getirtilmesi gerekir.

Bunun yanında, her ne kadar HUMK.’nun 286. maddesinde (6100 Sayılı Yasanın 282. mad.) belirtildiği gibi bilirkişinin <rey ve mutaalası> hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. Bu tür davalarda Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla sonuca gidilmektedir.

Akıl sağlığı yerinde olmayan hele hele okuma yazma bilmeyen kişinin tapuda satış yapması hukuken hiçbir sonuç doğurmayacaktır. Akıl sağlığı yerinde olmayan kişi için yapılması gerekin vasi tayini davası açmaktır.

21.02.2014

AV. TEVRAT DURAN

 

2.420 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. ali topbaş diyor ki:

    Dedem öldü babannem 80 yaşlarında tarlasını bir komşusuna tektek satmaya başlamış amcam ve halam buduruma karşıyız bu komşusu yardım maksadıyla kandırıyor neyapmalıyız durdurabilirmiyiz budurumda

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir