3600 gün prim ödeme koşuluyla istifa ederek tazminata hak kazanmada SGK’dan alınan belgenin işverene ibrazı

3600 gün prim ödeme ve 15 yıl hizmet ile istifa ederek kıdem tazminatı almak mümkün,bunun için işçinin SGK dan belge almasına ihtiyaç da yoktur.

3600 gün tazminat ile ilgili google’de pek çok arama yapılmıştır.

3600 gün kıdem tazminatı hesaplama normal kıdem tazminatı hesabı nasıl yapılıyorsa aynı şekilde tazminat hesaplanmaktadır. yazımı okumak için tıklayınız

3600 gün tazminat dilekçesi noter yoluyla işyerine gönderilmesinde ıspat bakımından yarar vardır. Konuyla ilgili yazımı okumak için tıklayınız.

15 yıl 3600 gün emeklilik şartları ile ilgili olarak Konuyla ilgili yazımı okumak için tıklayınız.

15 yıl 3600 gün kıdem tazminatı kaç defa alınır. Bu hak işçiye yalnız 1 defa tanınmıştır. İkinci defa aynı nedenle işyerinden tazminat alınmaz.

15 yıl 3600 gün kıdem tazminatı alan işsizlik maaşı alabilir mi. Alamaz.

15 yıl 3600 gün kıdem tazminatı alan tekrar çalışabilir mi. Bu nedenle işyerinden tazminat alan çalışan işçi, başka işyerinde çalışmaya başlayabilir.

3600 gün kıdem tazminatı ihbar süresi. Bu hak için işverene ihbar süresi vermeye yasal olarak ihtiyaç yoktur.

Bu yazımızın konusu ise SGK’dan belge alarak işyerine verme zorunluluğu var mı yok mu ? sorusuna yanıt vermektir. Aşağıdaki Yargıtay içtihadına göre, ‘  işçinin  işi bırakma (fesih) tarihi itibariyle ilgili kanun uyarınca emekliliği ya da yaş dışındaki şartları hakedip haketmediği Sosyal Güvenlik Kurumundan sorularak, işçinin ilgili belgeyi işverene vermemesi tazminat almasına engel değildir. Sadece faiz başlangıç tarihi yönünden SGK’dan alınan kıdem tazminatı alabilir belgesinin değeri vardır.

Bu tazminatı hak kazanıp yasal yoldan alabilmek bakımından avukat ile noter ihtarnamesi göndermeniz işçiler için tazminatı hak etmek ve kısa zamanda alabilmek için büyük faydalar sağlayacaktır. 16.11.2016

AV. TEVRAT DURAN,İstanbul -İkitelli

Araba davası avukat ikitelli

T.C. YARGITAY
22.Hukuk Dairesi

Esas: 2014/32225
Karar: 2015/2929
Karar Tarihi: 04.02.2015

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – KIDEM TAZMİNATI ALACAĞININ ÖDETİLMESİ İSTEMİ – DAVACININ FESİH TARİHİ İTİBARİYLE EMEKLİLİĞİ HAKEDİP HAKETMEDİĞİ – EKSİK İNCELEME VE HATALI DEĞERLENDİRME İLE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZ OLUŞU – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Davacının fesih tarihi itibariyle emekliliği hakedip haketmediği Sosyal Güvenlik Kurumundan sorularak, davacının ilgili belgeyi işverene vermediği de dikkate alınarak (faiz başlangıç tarihi yönünden), kanun hükümleri ve ilkeler birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

(1475 S. K. m. 14) (4447 S. K. m. 45) (506 S. K. Geç. m. 81) (4857 S. K. m. 120)

Dava: Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Yıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, davacının, davalıya ait iş yerinde 01.03.2004 – 31.12.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 45. maddesi ile mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (5) numaralı bent gereği feshettiğini, tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının 31.12.2010 tarihinde davalı işverene prim ödeme gün sayısını doldurduğu gerekçesi ile kıdem tazminatı ve diğer kanuni haklarının ödenmesi talepli dilekçe verdiği, aynı gün Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğüne aylık bağlanmasına hak kazanıp kazanmadığı yönünde başvuruda bulunduğu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alacağı kıdem tazminatı alabilir yazısını işverene ibraz etmesi gerektiği, davacının böyle bir belgesinin bulunmadığı ve işten ayrıldığı 31.12.2010 tarihinden beş gün sonra 05.01.2011 tarihinde yeni iş yerinde işe başladığı dikkate alındığında, davacının kanuni hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olan kıdem tazminatı taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, kanuni süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.

İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.

4447 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş şartı sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle iş yerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin iş yerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.

Dosya içeriğinden, davacının, davalıya ait iş yerinde 01.03.2004 – 31.12.2010 tarihleri arasında portföy yöneticisi olarak çalıştığı, işverene sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğu gerekçesiyle kıdem tazminatı ve diğer kanuni haklarının tarafına ödenmesi talepli 31.12.2010 tarihli dilekçe verdiği, dilekçesine Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan yazıyı eklemediği, 05.01.2011 tarihinde başka iş yerinde çalışmaya başladığı, Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru yaptığı, Sosyal Güvenlik Kurumunun 24.07.2013 tarihli yazısında, davacının 24.07.2013 dilekçe tarihi itibariyle yirmiiki yıl sigortalılık süresi ve 6.944 gün prim ödeme gün sayısının olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, davacı, Mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesine 08.09.1999 tarihinden itibaren emeklilik yaşını yükselten 4447 sayılı Kanunla eklenen (5) numaralı bende göre iş sözleşmesini feshetmiş, işverene bildirimde bulunmuş ve Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru yapmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumunun 24.07.2013 tarihli yazısında, davacının 24.07.2013 dilekçe tarihi itibariyle yirmiiki yıl sigortalılık süresi ve 6.944 gün prim ödeme gün sayısının olduğu belirtilmiş ancak, 31.12.2010 fesih tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı bildirilmemiştir. Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu dosyasında hizmet birleştirmesi talebinde bulunmuştur. Bu konularda ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece davacının, Sosyal Güvenlik Kurumundan alacağı kıdem tazminatı alabilir yazısını işverene ibraz etmemesi ve işten ayrıldığı tarihten sonra yeni iş yerinde işe başlamasının kanuni hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı kanunun kendisine verdiği emeklilik hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, iş yerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Hal böyle olunca, davacının fesih tarihi itibariyle ilgili kanun uyarınca emekliliği hakedip haketmediği Sosyal Güvenlik Kurumundan sorularak, davacının ilgili belgeyi işverene vermediği de dikkate alınarak (faiz başlangıç tarihi yönünden), yukarıda anılan kanun hükümleri ve ilkeler birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.02.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

47 defa okundu

avtevrat

Av.Tevrat DURAN- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1999 mezunudur. Adres: İkitelli-Atatürk Mah. Güner Sok. No:1 Teknikyapı Metropark B1 Kule Kat:36 D:295 Küçükçekmece-İSTANBUL GSM: 0553 254 81 34

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir